(Evren Duyal) Sabah uzunca bir yürüyüş yaptıktan sonra, salona geçtim. Niyetim tanıdık birilerine rastlayıp iki çift laf etmekti sadece. Oysa bu sabah pansiyona her zamankinden farklı bir sessizlik hakimdi. Salona girdiğimde Olga'yı tek başına oturup votka içerken buldum. Buna şaşırdım, çünkü pek de alışılagelmiş bir durum değildi, en azından Olga tek başına içmeyi pek de sevmezdi. Ona eşlik edip edemeyeceğimi sordum, ki sabahları içmek benim de pek adetim sayılmazdı, ama dedim ya bugün her zamankinden farklı bir hava vardı pansiyonda, Olga başını sallayarak olumlu yanıtladı beni. Kendime bir kadeh doldururken “Kuzum neniz var?” diye sordum. “Annem” dedi... Bayan Natalya yaklaşık bir aydır odasından dışarı çıkamayacak denli rahatsızdı. Ara ara odasına onu ziyarete gittiğimde ise ağrılarından yakınır dururdu. “Sanırım” dedi ve elindeki kadehi bir dikişte bitirdi. Kafasını kaldırıp baktığında, bana yapacak tek şey kalmıştı, bir dikişte kadehimi boşaltt...