Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

13.OYUN: "TANIŞMA"

29/11/2013 CUMA

Ömür bu geçer...

12.Oyunundan bir sahne. Oyunun adı "Ben Küçükken Bir Yalan Söyledim" .

12.OYUN: "BEN KÜÇÜKKEN BİR YALAN SÖYLEDİM"

20/11/2013 ÇARŞAMBA

11.OYUN:"BOŞUNA BEKLEYİŞ"

19/11/2013 SALI

10.OYUN:"GÜN BATIMI"

15.11.2013 CUMA

Katya'nın hikayesi

6.Oyun:Kış Şarkısı

Uzun Yol...

6.Oyun:"Kış Şarkısı"

Göl Yoluna / sözlerini hatırlıyorsanız mırıldanabilir misiniz?

30 Ekim 2013 Çarşamba OLAY RUSYA'DA GEÇİYOR 6.Oyun "KIŞ ŞARKISI"nda her şey gibi doğaçlama söylenen şarkı "GÖL YOLUNA" 6.OYUN "KIŞ ŞARKISI"

15 Kasım'da 10.Oyun KADIKÖY TERMİNAL SAHNESİ'nde

15 KASIM 20.30 rez: 0532 332 05 33

9.OYUN: "AVCININ ÖFKESİ"

06.KASIM.2013 ÇARŞAMBA

GÜNCE NO:3 SVETLANA KONSTANİNOVNA (Keyfimin Kahyası)

 (Evren Duyal) Sabah uzunca bir yürüyüş yaptıktan sonra, salona geçtim. Niyetim tanıdık birilerine rastlayıp iki çift laf etmekti sadece. Oysa bu sabah pansiyona her zamankinden farklı bir sessizlik hakimdi. Salona girdiğimde Olga'yı tek başına oturup votka içerken buldum. Buna şaşırdım, çünkü pek de alışılagelmiş bir durum değildi, en azından Olga tek başına içmeyi pek de sevmezdi. Ona eşlik edip edemeyeceğimi sordum, ki sabahları içmek benim de pek adetim sayılmazdı, ama dedim ya bugün her zamankinden farklı bir hava vardı pansiyonda, Olga başını sallayarak olumlu yanıtladı beni.  Kendime bir kadeh doldururken “Kuzum neniz var?” diye sordum. “Annem” dedi...  Bayan Natalya yaklaşık bir aydır odasından dışarı çıkamayacak denli rahatsızdı. Ara ara odasına onu ziyarete gittiğimde ise ağrılarından yakınır dururdu.  “Sanırım” dedi ve elindeki kadehi bir dikişte bitirdi. Kafasını kaldırıp baktığında, bana yapacak tek şey kalmıştı, bir dikişte kadehimi boşaltt...

8.OYUN: "KEYFİMİN KAHYASI"

05.KASIM.2013 SALI Svetlana Konstantinovna'nın Güncesi Bayan Martha kocasından kalan köhne pansiyonu işletmekte ve geçimini burdan sağlamaktadır. Pansiyonun yıllardan beri sadık müşterileri olan artık yatağından pek kalkamayan Natalya ve kızı Olga, eski bir piyanist olan ve bir gün yeniden konser verebilme hayaliyle yaşayan Svetlena Konstantinovna, bir gün para kazanabileceğine inancı tam olan Ostrogof... Uzun yıllardır büyük hayallerle pansiyona hizmet veren Saşa... Bir gün Gregor adında yeni bir pansiyoner gelir ve hikayemiz başlar.

GÜNCE NO:2 MÂŞA FİYEDOROVNA (Güzel Bir Gün)

(Jülide Güven) Kendimi bildim bileli yazmak istemişimdir. Maalesef  1885 Çarlık Rusya’sında biz kadınlar için her zaman yapacak çok daha önemli işler vardır. Bakımlı olmak, güzel olmak mesela. Entelektüel olmamız gerekir ama çok da değil. Lakin sizi beğenen asil bir beyden daha entelektüel olursanız hiç kuşkusuz evde kalırsınız ki bu da yaşamlarının sonuna dek anne ve babanıza hizmet etmek, başlarına bir şey gelirse kardeşlerinizin sonrasında da yeğenlerinizin sorumluluklarını almak demektir. İşte tam da bu yüzden yazmadım. Korktum... Belki de en büyük korkum buydu. Ama sanmayın ki sevgili okuyucu; evlendim ve annem gibi ev hanımı olarak kaldım. Hayır. Biriktirdim. Düzinelerce hikaye biriktirdim ruhumda. Yüzlerce kitap okudum. Mecmualarda ki öykülerini çok beğendiğim İvanov Pavloviç’in yanında çalışmaya başladım. Onun hikayelerini temize geçer ve basacak bir yayın evi arayışında yardımcı olmaya çalışırdım. Ta ki o çok güzel başlayan gün benim için bir kabusa dönene kadar. Sev...

7.OYUN: "GÜZEL BİR GÜN"

02.11.2013 CUMARTESİ Maşa Fiyedorovna'nın güncesi İvanov yayımlatmayı çok arzu ettiği kitabını önemli yapımcılardan Sergey'e iletmeyi ve bu defa ondan yayınlanmasına dair söz almayı çok istiyordu. Lakin yardımcısı Mâşa, İvanov'un tüm yazdıklarını başka bir yayınevine götürürken başına hiç beklemediği bir kaza gelmişti. Bir at arabası kendisine çarpmış ve elindeki son kopya çamurun içine düşmüştü. Mâşa onları toplamaya uğraşmış, fakat arkadan gelen başka bir atlı tüm kağıtları çiğneyip geçmişti. Durumun perişanlığını ört bas etmeye çalışan Mâşa, elinde kalan finale ait tek sayfa ve aklındakilerle kaybolan tüm romanı yeninden yazabileceğini söylediğinde İvanov son derece çaresizdi. Artık yazılacak hiç bir şey onun yazdıkları olmayacaktı bunu gayet iyi biliyordu. Sergey ise aslında İvanov'un yazdıklarının pek para etmeyeceğini düşündüğünden belki de bu duruma pek de üzülmedi ve emerek yediği mandalinasını yemeği sürdürdü. İvanov'ların evinde bir oda ...