(Jülide Güven)
Kendimi bildim bileli yazmak istemişimdir. Maalesef 1885 Çarlık Rusya’sında biz kadınlar için her zaman yapacak çok daha önemli işler vardır. Bakımlı olmak, güzel olmak mesela. Entelektüel olmamız gerekir ama çok da değil. Lakin sizi beğenen asil bir beyden daha entelektüel olursanız hiç kuşkusuz evde kalırsınız ki bu da yaşamlarının sonuna dek anne ve babanıza hizmet etmek, başlarına bir şey gelirse kardeşlerinizin sonrasında da yeğenlerinizin sorumluluklarını almak demektir. İşte tam da bu yüzden yazmadım. Korktum... Belki de en büyük korkum buydu. Ama sanmayın ki sevgili okuyucu; evlendim ve annem gibi ev hanımı olarak kaldım. Hayır. Biriktirdim. Düzinelerce hikaye biriktirdim ruhumda. Yüzlerce kitap okudum. Mecmualarda ki öykülerini çok beğendiğim İvanov Pavloviç’in yanında çalışmaya başladım. Onun hikayelerini temize geçer ve basacak bir yayın evi arayışında yardımcı olmaya çalışırdım. Ta ki o çok güzel başlayan gün benim için bir kabusa dönene kadar. Sevgili İvanoviç’in son romanının tek kopyasını, eskiden ünlü bir yazar olan basım evi sahibi Çar’ın uzaktan akrabası Prens Sergey Sergeyoviç Skorovski’nin ziyareti için bastırmaya giderken faytondan korkup düşürdüm ve tüm roman darmadağın oldu. Uçup gitti. Umutlarım hayallerimle birlikte. Hayatımın en kötü günüydü. Söylemek zorundaydım. Prensin yanında üstelik. Fakat bu kötü talih benim için tahmin bile edemeyeceğim bir kapı açtı sonunda. Günü kurtarmaya çalışırken birden bire bu huysuz kötü ruhlu pis Prens bozuntusuna kendi romanlarımdan birinin konusunu anlatırken buldum... Bilmiyorum onu cezbeden ne oldu. Sahiden romanımdan mı etkilendi yoksa Ruslara has olan beyaz tenim sarı saçlarımdan ve çocuksu heyecanımdan mı... Dedim ya bilmiyorum. Sormadım da. Fakat bu gün tam tamına 12. Romanımın son baskısını tutuyorum elimde. Resmi olarak Rusya’nın ilk kadın yazarıyım. Aradan yedi yıl geçti. Yedi yılda 12 roman. Sizi ufak ayrıntılarla sıkmayacağım tabi ki merak etmeyin. Bir çok fedakarlık yapmak zorunda kaldım elbette. Ama hepsi ulvi bir amaçla yaşandı. Sergey hala yüzüme vurur... Bundan ayrı bir keyif alıyor adeta. Kötü yüreğinin yangınını böyle söndürdüğünü düşünüyorum. Doğrusunu isterseniz aşağılamalara pek kulak asmıyorum. Oldukça zenginim ve kendi yayın evimin sözleşmesini imzalamak üzereyim. Aa evet haklısınız. Aşk eksik değil mi. Gerçek bir hikaye olabilmesi için, içinde muhakkak aşk olması lazım gelir dediğinizi duyar gibi oluyorum. Lakin sizi hayal kırıklığına uğratmak mecburiyetindeyim. İçten içe Sevgili İvanoviç’e karşı derin hisler besliyorum elbette. Hatta yayın evini kendimden çok onun için alacağım. Belki kendisiyle yalnız kalabilirsem bu müjdeyle birlikte açılabilirim ona... Eh o zaman bu da başka bir hikayenin konusu olsun mazur görürseniz.
Ben Maşa Fiyedorovna Rusya’nın ilk kadın roman yazarı. Korkularını yenmiş kendi içinde bir devrim gerçekleştirmiş bir entelektüel. Erkeklerin dünyasında kendini kanıtlamış bir kadın. Belki isyancılara bile ilham kaynağı olmuşumdur, kim bilir...

Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederiz. Yapmış olduğunuz yorum en kısa zamanda burada yayınlanacaktır.
www.istanbulimpro.com
#olayrusyadageciyor
https://twitter.com/istanbulimpro